Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Hukukumuzda kural olarak, bir mahkeme kararının icra edilebilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Bir davayı kazanan taraf, karar aleyhine kanun yoluna (istinaf veya temyiz) başvurulmuş olsa dahi, ilamlı icra takibi başlatarak alacağına kavuşmak için haciz, muhafaza ve satış gibi işlemleri talep edebilir. İstisna olarak kesinleşmeden icra edilmeyen kararlar(örn: aile hukuku kararları, tespit kararları) da mevcuttur.

Kararı istinaf veya temyiz eden borçlunun, üst mahkemenin incelemesi sonuçlanıncaya kadar icra tehdidi altında kalmamak ve takibi durdurmak için başvurması gereken hukuki müessese “Tehir-i İcra” (İcranın Geri Bırakılması) kurumudur.

30.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile İİK m. 36’da köklü bir usul değişikliğine gidilmiş ve icranın geri bırakılması kararını verme yetkisi üst mahkemelerden alınarak takibin yapıldığı yer İcra Mahkemesi’ne verilmiştir. Bu değişiklikle sürecin daha hızlı ve etkin işlemesi amaçlanmıştır.

Tehiri İcra Kararı Almanın Şartları Nelerdir?

Bir icra takibinin durdurulabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesinde belirtilen usuli şartların eksiksiz ve sırasıyla yerine getirilmesi zorunludur. Bu şartlar sırasıyla şöyledir;

1. Mahkeme Kararı İstinaf veya Temyiz Edilmiş Olmalıdır.

Tehiri icra talep edilebilmesi için öncelikle, aleyhe verilen yerel mahkeme kararının yasal süresi içinde istinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) veya temyiz (Yargıtay) yoluna taşınmış olması gerekir. Ayrıca kanun yoluna başvuru dilekçesinde “tehiri icra talepli” ibaresinin yer alması usuli bir gerekliliktir. Yerel mahkemeden kanun yoluna başvurulduğuna dair derkenar evrakının icra dosyasına gönderilmesi şarttır.

2. İcra Dairesine Teminat Sunulmalıdır:

İcranın durdurulması, alacaklının alacağına kavuşmasını geciktireceği için kanun koyucu, alacaklının haklarını korumak adına borçludan bir teminat göstermesini bekler. İİK m. 36 uyarınca sunulabilecek teminat türleri şunlardır:

  • Nakit Teminat: Dosya borcunun (asıl alacak, faiz, vekalet ücreti, harçlar ve üst mahkeme inceleme süresi boyunca -genellikle 3 aylık- işleyecek tahmini faiz dahil) tamamının icra dairesi hesabına nakit olarak yatırılması.

  • Banka Teminat Mektubu: Türkiye’de yerleşik, muteber bir bankadan alınmış kesin ve süresiz teminat mektubu (Uygulamada sermaye bağlamamak adına en sık tercih edilen yöntemdir).

  • Haczedilebilir Malların Teminat Gösterilmesi: Borçluya ait menkul, gayrimenkul veya üçüncü şahıslardaki alacakların, dosya borcunu karşılayacak değerde olması ve icra müdürlüğünce kabul edilmesi şartıyla teminat olarak gösterilmesi. Ancak uygulamada bu seçenek kabul görmemektedir.

3. İcra Müdürlüğünden “Mehil Vesikası” Alınmalıdır:

Teminatın icra dosyasına sunulması ve icra müdürü tarafından uygun bulunmasının ardından, borçluya icra mahkemesinden “İcranın Geri Bırakılması Kararı” getirebilmesi için makul bir süre verilir. Uygulamada genellikle 60 veya 90 günlük verilen bu süre belgesine Mehil Vesikası denir. Mehil vesikası düzenlendiği andan itibaren, icra mahkemesinden karar getirilinceye dek icra dosyası kapsamındaki işlemleri (haciz, muhafaza, satış vb.) geçici olarak durur.

4. İcra Mahkemesinden “İcranın Geri Bırakılması” Kararı Alınmalıdır:

Borçlu, icra dairesinden aldığı mehil vesikası ve diğer belgelerlerle birlikte icra takibinin yapıldığı yer İcra Mahkemesi’ne başvurarak icranın geri bırakılmasını talep etmelidir. İcra Mahkemesi, bu talebi evrak üzerinden ivedilikle ve kesin olarak inceler. Mahkemece verilecek “İcranın Geri Bırakılması” kararı icra dosyasına sunulduğunda, icra takibi üst mahkemenin incelemesi kesinleşene kadar tam anlamıyla durur.

Kanun Yolu İncelemesinin Sonuçları

Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay tarafından yapılacak inceleme sonucunda verilecek karara göre sürecin akıbeti şu şekilde şekillenir:

  • Kararın Bozulması veya Kaldırılması (Borçlu Lehine): Üst mahkeme, yerel mahkemenin kararını hukuka aykırı bularak kararı bozarsa veya istinaf başvurusunu haklı bularak kararı kaldırırsa; bu durumda, İİK m. 36/5 uyarınca yatırılan teminat borçluya iade edilir. Ancak kararın mahiyetine göre karar kesinleşene kadar teminatın iade edilmemesi söz konusu olabilir.

  • Kararın Onanması veya Esastan Reddi (Borçlu Aleyhine): Üst mahkeme, yerel mahkeme kararını onarsa veya istinaf başvurusunu kesin olarak esastan reddederse, verilmiş olan tehiri icra kararı kendiliğinden kalkar. Bu durumda alacaklı, borçlunun dosyaya sunduğu nakit teminatın kendisine ödenmesini, teminat mektubunun nakde çevrilmesini talep ederek alacağına kavuşur.

Tehiri icra müessesesi, özellikle hatalı mahkeme kararlarının icrası neticesinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasını engelleyen hayati bir sigortadır.

Ancak sürecin son derece katı şekil şartlarına ve hak düşürücü sürelere (teminatın eksiksiz hesaplanması, mehil süresi içinde mahkemeye başvurulması vb.) tabi olması sebebiyle, herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına alanında uzman bir avukat ile yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Leave a comment